Yazan : Özcan ATAR

Dağdağalı bir ortam… Her yer cayır cayır yanıyor ve ateş bana da yaklaşıyorken, elimde o ateşi söndürmek için döktüğüm küçücük bir kova su. Olmayacak, biliyorum. Tek çare koşmak; olabildiğince uzaklaşmak! Dizilerden, filmlerden ve etrafımızı kuşatan o anlamsız gürültüden nasıl azade kalabiliriz? Tüm bu hengâmede kendi huzurlu limanımı nasıl koruyabilirim?
Bugün bakıyorum da, Murat Soner gibi birkaç sağduyulu sesin dışında kimseden bir itiraz yükselmiyor. Türk dizilerini –yabancı yapımlarda da sapkınlıkların çıkacağını tahmin etmeme rağmen– artık neredeyse hiç seyretmiyorum. Bizim yerli yapımlarımız çok daha ağır bir yıkım vadediyor; sanki insanlığın kalbine, bizzat Türkiye’den kurşun sıkılıyor. Ne muazzam ve sapkın bir güçle karşı karşıyayız.
(daha…)