Etiket: sözlük

  • Sözün Ontolojisi: Kelime Arşivinden “Söz Oluşturucuları” Atölyesine

    Yazan : Özcan Atar

    Bu Felsefi bir kavramın sınırlarını çizmek, yani o meşhur terminus’un başında durmak, sadece bir sözcüğün anlamını aktarmak değil; o kavramın hangi dünya görüşüne hizmet ettiğini de tayin etmektir. Türk düşünce tarihindeki  “Sözlük mü, lügat mı?” kavgası da aslında tam olarak bu tayin etme çabasının bir tezahürüdür. Mustafa Namık Çankı gibi devasa bir külliyata sahip ilim insanının “lügat” kelimesindeki sarsılmaz ısrarı, kelimenin kökenindeki o kadim felsefi derinliğe, yani Arapça luġa kökünün barındırdığı “meram anlatma ve konuşma” eylemine duyduğu derin hürmetten beslenir. Çankı’nın zihninde “söz” kelimesi, her zaman tamamlanmış bir yargıyı, yani bir “cümleyi” temsil ettiği için, müstakil kelimelerin toplandığı bir mecraya “sözlük” denmesi, onun teknik ve aristokratik dil anlayışında affedilmez bir hata, hatta bir mantık kusuru olarak kodlanır.

    (daha…)
  • “Belki” ve “ Erinç”

    Özcan ATAR

    Fonetik olarak ahenkli ve yapı olarak mükemmel Türkçemiz eklerle kendini en geniş anlamıyla ifade eder. Ekler kökler çalışması yaparken “Belki” kelimesinin etimolojisini irdelemek istedim ve birçok kaynakları tek tek taramaktansa Yapay Zekadan hızlıca yararlanmak istedim. Kelimeyi sorguladığımda Belki kelimesinin eski Türkçe karşılığını maalesef bulamadı. “Belki” kelimesinin Farsçadan geldiğinin bilgisini verdi. Türk halklarının dillerinde de Belki kelimesi küçük ses değişimleriyle beraber “Belki” olarak kullanılmakta. Farsça’nın ve Arapçanın Türk dilleriyle etkileşimi oldukça fazla.  Türkçe’nin Arapça/Farsçaya kelime kazandırmasından ziyade bu iki dilin Türkçe’yi zenginleştirmiş olmasına şaşmamak da gerekir. Zira kendi öz dilini küçük görerek eserlerini daha zengin dil diye Arapça ve Farsça yazmak gafletinin yıkıcı sonuçlarını Cumhuriyetin dil devrimine kadar yaşamak zorunda kaldık.

    Belki  sözcüğüne tekrar dönecek olursak. Bu sözcüğün Eski Türkçe karşılığı ERİNÇ olarak geçmekte. Orhun Yazıtlarında Erinç: Gerçek, doğru, şüphesiz, belli ( https://www.turkbitig.com/orhun-yazitlari/sozluk.html) anlamında kullanılmakta. Sözcüklerin zaman içinde almış oldukları anlamlarda değişmeler olmakta. Aynı kelime Divan-ı Lügat-it Türk: Belki, ihtimal  “ol keldi erinç” (Divan-ı Lügat-it Türk, DLT 78) ; Eski Uygur Türkçesi Sözlüğünde:  “ummak, istemek, temennide bulunmak (a.g.e.) ; Kutadgu Bilig’de: Olasılık (a.g.e.); Karahanlı Türkçesi Satır-Arası Kur’an Tercümesinde:“kesinlik anlamı verecek biçimde tasdik edatı olarak kullanılmıştır.(Türkbilig, 2019/38: 67-76. ESKİ TÜRKÇE METİNLERDE GEÇEN “erinç” SÖZCÜĞÜNÜN KULLANIMINDAN HAREKETLE ANLAM ALANI VE ETİMOLOJİK DURUMU İbrahim KEKEVİ); Sesli Sözlükte : Hiçbir eksiği, üzüntüsü ve acısı olmama durumu, dirlik, rahat, huzur; Nişanyan Sözlüğünde : kıvanç, mutluluk, nefret etmek, üşenmek, nimetlenme ve nimetten ötürü sevinme

    Kaynak : Türkbilig, 2019/38: 67-76. ESKİ TÜRKÇE METİNLERDE GEÇEN “erinç” SÖZCÜĞÜNÜN KULLANIMINDAN HAREKETLE ANLAM ALANI VE ETİMOLOJİK DURUMU İbrahim KEKEVİ

    Ne yazık ki  “Erinç” kelimesi işlevsel bir sözcük iken bugün artık ölü bir sözcüktür. Her ne kadar Nurullah Ataç yazılarında bu kelimeye yer vererek diriltme çabaları göstermiş olsa da Yapay Zeka da henüz sözcüğün Belki,ihtmal,olasılık anlamına gelebilecek  varyantını taramalarda karşımıza çıkaramıyor. Muhtemel bundan sonra çıkarır ne de olsa YZ ya bu konuda soru sorduk.

  • 19.YÜZYIL SONUNDAN 20. YÜZYILIN İLK ÇEYREĞİNDE TÜRKÇEMİZ ÜZERİNE YAZILIP KONUŞULANLAR- IV- (Mustafa Şekip Tunç )

    Harf inkılâbıdan 8 yıl sonra: “Arkadaşlar: On yedi yıl içinde büyük işler başardık, başarıyoruz.Bunların içinde Türk dili devrimine, geniş ölçüde belki de geç başladık.Fakat zamana göre alınan sonuç hepimizin hoşnutluğunu çekecek kadar yüksek sekiz yıl önce arabın karışık şekillerden ibaret yazısını atıp yerine arsıulusal yazıyı alırken pek de güçlük çektik, diyemeyiz. O,kanunla yapıldı gerçi bazı eski kafalılar, yeni yazı kabul edilince cahil kalacağımızı sandılarsa da bunun hiç de böyle olmadığını kendileri de kısa zamanda anladılar. Eski yazı zamanında ancak iki üç yüz bin şöyle böyle okur yazara sahip bulunan yurdumuz yeni yazıdan sonra iki buçuk milyon vatandaşı okuttu. Bu gün yediden yetmişe kadar milyonlarca vatandaş eline aldığı gazeteyi okuyor mektubunu kendisi yazıyor.” diye başlıyordu konuşmasına Sinop Halkevi Kültür Direktörü İbrahim Ertuğrul.(1)

    (daha…)