Kategori: Makaleler

  • Fahreddîn Mubârekşâh’ın Şecere-i Ensâb adlı eseri

    “Hz. Âdem (A. S.)’dan bu yana hiç kimse Türkler kadar padişahların gönlünü kazanıp yüksek mevkilere yükselmemiştir.

     …Görevinde çok başarılı olan Türk padişahı Afrasiyab’a göre: Türk sedefteki bir İnci gibidir; Denizin dibinde olduğu müddetçe değersiz iken oradan çıkınca gerçek kıymeti fark edilir…

     Padişahların taçlarının süslenmesinde, güzel hanımların boyunlarında ve kulaklarında onların güzelliklerini artırır.

     Türkler İslam’a sahip olmalarından dolayı çok zengin sayılırlar. Türkistan’ın diğer milletlerden üstün olmalarının bir sebebi de zaten budur.  

    Türklerin diğer milletlerden üstün olmalarının başka bir sebebi de dünyadaki hiçbir vilayet Türkistan’ın sahip olduğu vus’ate (ulaşım ağı-yerleşke) sahip değildir. Doğuda Çin sınırlarına, batıda ise Rum’a kadar uzanmaktadır.  Kuzeyde Yecuc ve Mecuc sınırına ve güneyde ise Hindistan’ın karlı dağlarına kadar uzanan geniş bir coğrafyayı içermektedir.

    …Türklerin bölgelerinde üretilen ürünler ve acayip eşya, sürekli olarak diğer bölgelere nakledilip pahalı fiyatlara satılmaktadır.  Buna örnek Tatar ve Tibet ve Huten saksısı, Çin kumaşı, kıymetli Türk yakutu, Tilki, Samur, Sincap gibi hayvanların kürkü, ayrıca şahin gibi av kuşları ve çok kuvvetli ve genç develer ve atlar satılmaktaydı…

    …Türklerin vilayeti olan Tokuzguz’da padişah sarayının çatısında çeşitli mücevherlerden yapılmış bir kule vardır ki, kilometrelerce uzaktan bile görünmektedir.  Halk ona tapar.  Çin padişahları ona taparlar ve kendilerini Türkistanlı sayarlar…

    Halk Arapçadan sonra Türkçenin en heybetli dil olduğuna inanır. Çünkü dönemin en iyi emirleri ve komutanları Türklerdir. Dolayısıyla bunlar çok zengindirler ve bunların maiyetinde çok sayıda asilzâdeler hizmet etmekte olup bu sayede itibar kazanmaktadırlar. Okuma yazma bilip kitaplara aşina olan diğer Türkler sihir ve astronomi ile ilgilenirler…Çocuklara yazı eğitimi verilir. Yazıları iki çeşittir: biri Soğd (soğdî ve diğeri ise Toğozğuzi (Oğuz) yazısıdır.

    Türkler hakkında bu tuhaf ve acayip bilgilerin verilmesinin sebebi, onların sahip olduğu özelliklerin diğer toplumlara nazaran üstün olduklarını göstermektir.”

    Kaynaklar :

    1. https://tr.wikipedia.org/wiki/Edward_Denison_Ross
    2. Mehmet Turgut BERBERCAN, Çankırı Karatekin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 4(1): 061-076
    3.  (https://mimarsinan.academia.edu/AbdollahDodangeh/CurriculumVitae Abdollah DODANGEH, Türk Dünyası Araştırmaları, Sayı: 188, Ekim 2010
  • Latin Alfabesine Karşı Çıkan Aydınlar

    Yazan : Özcan ATAR

    Latin alfabesinin tartışıldığı süreçte elbette tüm Osmanlı aydınları Latin alfabesini topyekun kabul etmedi. Muhalif olanlar da vardı. Muhalif olanlar şu argümanları öne sürdüler :

    (daha…)
  • 19.YÜZYIL SONUNDAN 20. YÜZYILIN İLK ÇEYREĞİNDE TÜRKÇEMİZ ÜZERİNE YAZILIP KONUŞULANLAR- V  (Münif Paşa-1862)

    Yazım sorunu daha 19.yüzyılda tartışılıyordu. Atatürk’ün yapacağı radikal devrimlerin zemini 19.yüzyılda hazırlanmaya başlanmıştı ve Atatürk sarsılmaz iradesiyle son noktayı koyuyordu.

    Bugün bu güzel Türkçemizi anlaşılır şekilde konuşuyor yavaş da olsa dünyaya dilimizi yayıyorsak atalarımızın gayretlerini yad etmemiz çok önemli.

    Türk Cumhuriyeti sanki köksüz, bir anda ortaya çıkıvermiş gibi bir anlayış hala beyinlerde dolaşmaktadır. Medeniyet çalışmamız varsa elbette köklerimizden aldığımız ilhamımız olmalı.

    (daha…)
  • 19.YÜZYIL SONUNDAN 20. YÜZYILIN İLK ÇEYREĞİNDE TÜRKÇEMİZ ÜZERİNE YAZILIP KONUŞULANLAR- IV- (Mustafa Şekip Tunç )

    Harf inkılâbıdan 8 yıl sonra: “Arkadaşlar: On yedi yıl içinde büyük işler başardık, başarıyoruz.Bunların içinde Türk dili devrimine, geniş ölçüde belki de geç başladık.Fakat zamana göre alınan sonuç hepimizin hoşnutluğunu çekecek kadar yüksek sekiz yıl önce arabın karışık şekillerden ibaret yazısını atıp yerine arsıulusal yazıyı alırken pek de güçlük çektik, diyemeyiz. O,kanunla yapıldı gerçi bazı eski kafalılar, yeni yazı kabul edilince cahil kalacağımızı sandılarsa da bunun hiç de böyle olmadığını kendileri de kısa zamanda anladılar. Eski yazı zamanında ancak iki üç yüz bin şöyle böyle okur yazara sahip bulunan yurdumuz yeni yazıdan sonra iki buçuk milyon vatandaşı okuttu. Bu gün yediden yetmişe kadar milyonlarca vatandaş eline aldığı gazeteyi okuyor mektubunu kendisi yazıyor.” diye başlıyordu konuşmasına Sinop Halkevi Kültür Direktörü İbrahim Ertuğrul.(1)

    (daha…)
  • 19.YÜZYIL SONUNDAN 20. YÜZYILIN İLK ÇEYREĞİNDE TÜRKÇEMİZ ÜZERİNE YAZILIP KONUŞULANLAR- III-(Halil Nimetullah ÖZTÜRK)

    İlginçtir ki Cumhuriyetin kuruluş yıllarında aktif rol almış olan aydın,entelektüel eğitimli bilim insanları hakkında veriler çok az. Özellikle fotoğraflar karşımıza çıkmıyor. Videolar hemen hiç yok ! Halbuki bu aktivistler, bilim insanların ölüm tarihleri 1950’li yıllar. Fakat mesela Yunus Emre desek doğru yanlış pek çok bilgi dökülürken Cumhuriyetin ilk yıllarındaki aktif bilim insanları yok hükmünde. Halil Nimetullah ÖZTÜRK de bu bilim insanlarından biri. 

    Halil Nimetullah Öztürk

    Harf devrimi zamanında harf devriminin tutarsızlığına değinen Öztürk; Latin harflerine geçmek doğru bir yöntem değildir; asıl sorun harflerde değil, dilin kendi yapısında ve yazım kurallarının henüz oturmamış olmasındadır diye düşünüyor ve Latin alfabesine geçişi en azından çok gerekli görmüyordu. İlerleyen yazılarda belirtecek olduğum  Mustafa Şekip TUNÇ’un ateşli savunmasının tam aksine.

    (daha…)