Film Fragmanları

  • ERKEKLİK NEDEN ÖLDÜ? Maskülenlik (Erkeklik) Krizi (Bunalımı)

    Ülkemizde boşanma oranı artık %50’nin üzerine çıktı. Sadece ülkemizde değil; Avrupa’da ve Amerika’da da boşanma oranları %50’nin üzerinde seyrederken, özellikle Belçika %70 boşanma oranıyla dünya rekoruna imza attı. Bin nüfus başına evlenme hızı Avrupa Birliği genelinde 3,2 ila 3,9 arasındayken; Türkiye’de bin nüfus başına evlenme hızı yaklaşık bunun iki katı olsa da nüfus artış hızı için bu sayı yetersizdir. Türkiye’de kadın başına çocuk sayısı artık 1,49’a düştü ki bu da nüfus artışını bırakın, nüfusun yenilenmesi için kritik eşik olan 2,1’in oldukça altındadır.

    (daha…)
  • Kendi Huzurlu Limanımı Koruma Çabasındayım

    Yazan : Özcan ATAR

    Dağdağalı bir ortam… Her yer cayır cayır yanıyor ve ateş bana da yaklaşıyorken, elimde o ateşi söndürmek için döktüğüm küçücük bir kova su. Olmayacak, biliyorum. Tek çare koşmak; olabildiğince uzaklaşmak! Dizilerden, filmlerden ve etrafımızı kuşatan o anlamsız gürültüden nasıl azade kalabiliriz? Tüm bu hengâmede kendi huzurlu limanımı nasıl koruyabilirim?

    Bugün bakıyorum da, Murat Soner gibi birkaç sağduyulu sesin dışında kimseden bir itiraz yükselmiyor. Türk dizilerini –yabancı yapımlarda da sapkınlıkların çıkacağını tahmin etmeme rağmen– artık neredeyse hiç seyretmiyorum. Bizim yerli yapımlarımız çok daha ağır bir yıkım vadediyor; sanki insanlığın kalbine, bizzat Türkiye’den kurşun sıkılıyor. Ne muazzam ve sapkın bir güçle karşı karşıyayız.

    (daha…)
  • Sözün Ontolojisi: Kelime Arşivinden “Söz Oluşturucuları” Atölyesine

    Yazan : Özcan Atar

    Bu Felsefi bir kavramın sınırlarını çizmek, yani o meşhur terminus’un başında durmak, sadece bir sözcüğün anlamını aktarmak değil; o kavramın hangi dünya görüşüne hizmet ettiğini de tayin etmektir. Türk düşünce tarihindeki  “Sözlük mü, lügat mı?” kavgası da aslında tam olarak bu tayin etme çabasının bir tezahürüdür. Mustafa Namık Çankı gibi devasa bir külliyata sahip ilim insanının “lügat” kelimesindeki sarsılmaz ısrarı, kelimenin kökenindeki o kadim felsefi derinliğe, yani Arapça luġa kökünün barındırdığı “meram anlatma ve konuşma” eylemine duyduğu derin hürmetten beslenir. Çankı’nın zihninde “söz” kelimesi, her zaman tamamlanmış bir yargıyı, yani bir “cümleyi” temsil ettiği için, müstakil kelimelerin toplandığı bir mecraya “sözlük” denmesi, onun teknik ve aristokratik dil anlayışında affedilmez bir hata, hatta bir mantık kusuru olarak kodlanır.

    (daha…)
  • Türk Tarihinin Sessiz Tanıkları: Çin Kaynaklarında Göktürkler

    Türklerin binlerce yıllık tarihini, sosyal yapısını ve devlet geleneğini aydınlatan en köklü belgeler, yüzyıllardır kadim Çin yıllıklarında saklıdır. Bu belgeler arasında Göktürkler (Tujue) hakkında en kapsamlı ve kronolojik bilgileri sunan eserlerin başında, Çin’in prestijli “Yirmi Dört Tarih” (Ershisi Shi) külliyatının bir parçası olan Bei Shi (北史 / Kuzey Tarihi) gelmektedir.

    Tarihçi Li Yanshou tarafından MS 643 ile 659 yılları arasında kaleme alınan bu devasa eser; Kuzey hanedanlıklarının kayıtlarını birleştirerek Türklerin köken efsanelerinden sosyal adetlerine, siyasi ilişkilerinden askeri yapılarına kadar paha biçilemez detaylar sunar. Türk tarihine ışık tutan bu nadide kaynağın orijinal metnini ve bu metnin günümüz Türkçesine sadık bir çevirisini bulabilirsiniz. Önce Çince daha sonra altta Türkçesini yazdım. Yapay zeka ile Türkçeye çevirdim. Çeviride hata olmuş olabilir ancak benim hedefim yapılan tercümeden çok Türklerin eski kaynaklarda nasıl geçtiğini bizzat orijinalinden aktarmak.

    卷九十九列第八十七 突厥 勒》[看正文] [修改] []

    (daha…)
  • Sanatın Kur’anî Rüştü: Sebe/13  ve Fıkıh Hapishanesinden Çıkış

    Yazan : Özcan ATAR

    Estetik Bir Devrimin Eşiğinde

    İslam dünyası yüzyıllardır garip bir paradoksun içinde nefes almaya çalışıyor: Bir yanda kainatı “en güzel surette” yaratan ve sanatını her zerrede sergileyen bir Yaratıcı, diğer yanda ise bu sanatın izini süren, taşa ve renge can veren insanı “putperestlik” korkusuyla boğan bir gelenek. Bugün sormamız gereken soru şudur: Bizi boğan ve yaratıcılığımızı felç eden bu yasaklar gerçekten Allah’ın muradı mı, yoksa tarihin tozlu raflarında kalması gereken “travma yönetimleri” mi?

     Sebe 13: İlahi Onayın Sarsılmaz Kalesi

    Kur’an’ı kerim, sanatın ve heykelin önündeki o hayali “put” bariyerini aslında tek bir işaretle, Sebe Suresi 13. işaretiyle yerle bir etmiştir: “Onlar Süleyman’a, o ne dilerse; mabetler, heykeller (tamâsîl), havuzlar kadar geniş leğenler ve yerinden kalkmaz kazanlar yaparlardı. Ey Davud ailesi, şükür için çalışın!”

    (daha…)