Film Fragmanları

  • Bilgi,Eylem ve Mutluluk

    Yazan : Özcan ATAR

    Zifiri gecelerde, siyah taşın altındaki karanlık tünellerde yürüyen kara karıncayı gören yaradana teşekkür ederek başlamak istedim yazıma. 

    Elindeki silahla kırk dört canı katleden sonra dehşet ve korku içinde nefes nefese kalmış katilin kalbinde de mührü olana teşekkürlerimi sunarak başlamak istedim yazıma. 

    Bir yazıda şöyle diyordu: “ kültürsüz görünmek riski de olsa gereksiz bilgi yığınlarını tamamen unutun.” 

    Gerçekten bizi hedefe götürmeyen bilgilerden hemen sıyrılmalıyız. Fakat yirmi yıllık okul hayatımızda ne de çok gereksiz bilgi öğrendik. Şimdi çoğu üniversite mezunu maalesef işsiz. Ben daha önceki bir yazımda Agah Efendi’nin hayatını anlatmıştım ve onların genç yaşta nasıl başarılı olduklarını göstermiştim. İşte bazı formüller: 

    Bilgi + bilginin eyleme dönüşmesi = para,iş 

    Yani eyleme dönüşebilecek bilgiler edinmeliyiz. 

    para = başarı 

    paramız ve işimiz yoksa başarı bir hayaldir. 

    Para + başarı = mutluluk 

    Paran yoksa başarın da olmaz o zaman da mutlu olamazsın ki! 

    O halde ; 

    Bilgi = mutluluk 

    Ne kadar çok şey bildiğimizin bir önemi yok. Bilgimizi ne kadar uygulayabildiğimiz önemli. MEB. Bürokratları ne yapıyorlar bilmem ama ülke üniversiteliler çöplüğüne dönmek üzere. Acil önlem alınmazsa çöplükler patlayabilir. 

    Aslında lise mezunu üniversite mezununun çoğalması sevinilecek bir durum. Ülkenin gelişmesi toplumun ilerlemesi için çok güzel bir taban oluşmak üzere ama bu taban bir çözümsüzlük içinde bocalıyor. 

    Ülkede bir yangın çıktığında o güzel güzel giyinip, havalı havalı gezen, yüzleri pırıl pırıl parlayan bürokratlarımız da kül haline gelip işsiz üniversiteliler gibi atmosfere doğru yükselebilirler. 

    Meslek liselerinin gücü ve sayısı arttırılmalıdır acilen. Hemen herkes bir meslek grubuna dahil olmalıdır. Her branşın okulu olmalıdır. Bu okullarda hem mesleki hem de genel dersler verilmelidir. Böylece okuyan berber, okuyan marangoz, okuyan demirci esnaf olur. Bu okullardan mezun olanlar branşlarında iş bulabilmelidirler. İşte bu eğitimden sonra insanlar yetenekleri kadar başarılı olurlar ve adalet yerini bulur. Hiç olmazsa insanlar mezun olduklarında orta yerde kalmazlar. Çözüm bu kadar basit. Yeter ki beynini yoran insanlar olsun. Biz eğitim zayiatıyız hiç olmazsa bizden sonrakiler zayi olmasın. 

  • Vasiliy İvanoviç Verbitski

    Altay Türklerinin dilleri ve yaşamları hakkında bize bilgiler veren kişilerden biri Verbitskiy’dir.

    Türk Kültürü ve dili ile ilgili en kapsamlı çalışmaları yapmış olan ve ilklere sahip olan meşhur bilim adamlarının isimlerini maalesef liselerimizde öğretmiyoruz. Mesela Yudahin, Radlof, Verbitki…

    (daha…)
  • Sağlıklı Düşünebilmenin Tek Kaynağı

    Yazan : Özcan Atar

    Bireylerin sağlıklı düşünebilmesinin tek kaynağı Kurandır. Bu kaynaktan mahrum insan halleri gözümüzün önünde serili durmuyor mu? 

     İnsanın makamı mevkisi ve bilgi birikimi vs. bir anlam ifade etmez. Ta ki sağlam bir ipe tutunmuş olmasın. Osağlam ip  Allahtır  ancak çarpık zihniyetlerin ortaya çıkardığı derme çatma bir Allah değil. O Allah ki eşi benzeri yoktur EHAD dir O Allah ki İsanın babası değildir tek kelimeyle SAMED dir. O nun bize hatırlattığı  gibi ne kadar az düşünüyoruz. O’nun bize aşikar bildirdiği gibi her yanımız şaytanlanlarla sarılı düşüncelerimiz onun nefesiyle efsunlu midelerimizde o da çalkalınıyor  ve kalplerimize musallat olup Allahın mührünü kazımakla meşgul. Böyle şeytanla sarmalanmış bireylerin çoğunluk oluşturduğu bir millet düşünün ki  bu dünyanın varacağı nokta ortaya çıksın. 

     Böyle toplumlar malesef çarpık zihniyetli liderleri peydahlıyor ve bu toplumlarda kan gözyaşı zulüm eksik olmuyor. Zalimlik sadece kanla olmuyor manevi buhranlar da bir nevi zulüm oluyor. Esadı görüyoruz bunun gibi nicelerini gördük. Kendi halkının üzerine uçak salan vampir zihniyet. Bu vampir tanındı göründü daha ne vampirler var gizli. Bazıları kuyruğuna basınca ciyaklıyorlar Putin gibi. Neden neden bu insanların gözleri dönük kalpleri hınçla dolu beyinleri neden arızalı: Allah yok hücrelerinde.

    Dünyayı savaşlara sürüklüyorlar. Batılın batırları  bu adamlar. Hak topuzu kafalarına inecek adalet kılıcı elbette kellelerini uçuracak ancak tüm bunlar olurken ben sen biz hangi safın askeri olacağız. Hakkı üstün tutanların beyni kalbi aydınlanmışların mı yoksa zifiri karanlıklar dünyasının aktörü batıl yolun temsilcilerinin  mi ordusunda mücadele (cihad) edeceğiz.  

    Bazı yazılarımda “bilgi toplumu” nun nasıl olması gerektiğini “Bilgi toplumu” olmanın yararlı sonuçlara götürdğünü vs. yazmıştım hatta “bilgi toplumu” olmak değil de “bilge toplum” olmak gerektiğini açıklamaya çalışmıştım. Ancak ben tüm bu kavramların yerine “Kuran toplumu” kavramının en doğru kavram olacağına ulaştım. Kuran toplumu kavramı daha  kapsamlı. Bazı kesimlerce bu kavram “belli bir dini” yansıttığı için daha sığ kalacağını söyleyeceklerdir. Tabi hangi pencereden nereye nasıl baktığınız önemli. Ben İslam penceresinden bakıyorum. Buradan bakınca en küçük zerrede en büyük eserde Allah izi görüyorum. Ama bu Allah, yukarıda da belirttiğim gibi Yahudinin, Hristiyanın veya Budistin  hayalindeki bir Tanrı olgusu değil. Kuran Allahı evreni dünyayı yaratılmışları ve onların doğrularını zaaflarını öyle anlatıyor ki “gerçek” kendini tam anlamıyla hissettiriyor. İşte diyor insan “doğru olan Allah sistem kavram özümseyiş algılayış” bu.  Kuran öğretisini çözen insanlık istiyorum.   özcan atar

  • Görenler Yok!

    Yazan : Özcan Atar

    Kıpırdayamıyor, yürüyemiyor, konuşamıyoruz. Garip bir halde bir yerlerde mesken tutanlar ancak bir tavır sergileyebiliyorlar demek isterdim ama o da olmuyor onlar da sadece para kazanıp tüketiyor tüketiyorlar.biriktirmek ve tükenmekten başka ellerinden bir marifet çıkmıyor. Bu da farklı bir şekilde tükeniş değil midir? Sermayesi bedeni olanlar bedenlerini  beyni olanlar beyinlerini bitirirken tüketecek bir şeyi olmayanlar tarihin hiçbir devrinde görülmemiş bir şekilde buharlaşıyorlar. Geride ne bir eserleri, ne bir çığlıkları kalıyor. Bağırsalar da göklerde bir aksı sada olmuyor. Gözleri, güzel gözleri, güzel saçları ve güzel yüzleriyle meleklere kavuşuyor ezilmişler.

                Ne makineleşmiş insan kalbi, ne gören bir yönetici,  ne otel köşelerinde semirmiş bir kapitalist,ne burnundan alevlenmiş bir idealist, ne beyni tüten bir yazar, ne de avcı bir muhabir ahu zar içinde bitap düşen gariplere deva oluyor ne de deva olmak için gayret gösteriyor. Sadra şifa olacak bir eylem yok! Çünkü gariplere yardım elini uzatanlar ki onlar güzeldi bu güzel insanlar güzel atlara binip gittiler. Çok ama çok ötelerde onlar.

                Şimdi etten bir yığın gibi kaldık. Bileyli dişlerimiz, bakır tırnaklarımız, çakmak gözlerimizle, doymayan nefislerimizle, bir yığın değil miyiz? Mustazafları gören kim? Sessiz çığlıklar var!

                Gençler, evsizler, itilmişler, unutulmuşlar, miskinler,yaşlılar, horlanmışlar,  işsizler, okumuşlar,  okuyamamışlar hatta yaldızlı günlerde ışıklı gecelerde mükellef sofralarda doğup da anlayanlar ve arayanlar için için bağırıyorlar da duyan yok! Gören yok! Usulca aramızdan kayboluveriyor onlar.

                Bir ahenk içinde değil, bir tantana, bir şangırtı, sinir tellerini geren bir hız ve cayırtı, tonlu ve tiz sesler içerisinde bir travma geçirerek yorgun ve bitkin şuursuz bakışlarla bir bitiş!

                Keşke yumuşak bir sessizlik içinde huşuyla güzel bir beldenin mis kokulu sokağında ama gene mazlum bir durumda kıvrılıp küçük bir kuytuda veda etseydi! Gülümserdi.

  • Doyum

    Yazan : Özcan Atar

    Doyuma ulaştığım çok şey var hayatımda. Bir zamanlar hayal bile edemeyeceğim şeylere ulaşmış olmak beni mutlu etmeli aslında. Demek mutluluğun da sonu yok. Hangi isteklerimize ulaşırsak ulaşalım ulaşılacak olanlar listesinde azalma olmuyor aksine liste uzuyor.

            Bir zamanlar bilgisayar internet kullanmayı bırakın o kavramlar bile yoktu beynimizde. Hatta lisede bir arkadaşım bilgisayar kursuna başladım dediği zaman biz bunu matematik bilgisinin iyi olmasına yorumlamış onu yüceltmiştik çünkü  bilgisayar kullanmanın matematik bilgisiyle ilgili olabileceğini tasavvur ediyorduk. Ben de lise bitip  nihayet kurslar yaygınlaşınca bilgisayar kursuna gittim. O zamanlar windows yoktu sadece emesdos işletim sisteminde birşeyler yazıyorduk kör topal. 1-2 megabaytlık disket sürücü vermişti kurs hocası bize o disketlerin bilgisayarın neresine sokulacağını bilemedik önce. Disketlere hayran kalmıştım ben. Çünkü içerisine binlerce sayfalık kitaplar kopyalayabiliyorduk. Ne heyecen vericiydi o günlerde. Kitaplar cepte gezecekti. Ama bilgisayar yoktu ki hiçbir yerde cepte gezse ne olur disketler. Evde yok bilgisayar, internet kafeler zaten yok. Disketler de kullanışlı olsa neyse cebinde taşırken bir kaç saat içinde disket bozuluyordu. Artık onu çöpe atıyorduk. Sonra disketlere biraz daha fazla bir şeyler yükleyebilmek için parça parça sıkıştırma programları kullanıyorduk çileydi yani. Şimdi artık bilgisayar doyumuna ulaştım.

             Dizüstü bilgisayar düşünmek bir hayaldi. Piyasaya sürüldüğünde ise almak mümkün değildi. Milyarlarca lira nasıl alırsın. Sadece yutkunurduk. Zaman geldi evde bir değil üç dizüstü bilgisayarımız oldu. Hala şükretmez miyim? Hele bugün İnternet var ki ona ulaşmak bile başlıbaşına şükür gerektirir. Istediğin bilgiye istediğin zaman ulaşabiliyorsun. Evden hiç çıkmadan alışveriş yapıyor elektrik su faturalarını ödeyebiliyor yemek bile sipariş edebiliyorsun hatta internet üzerinden kazanç sağlıyorsun. Hala şükretmez miyim.? Cep telefonları var ki onlarla istediğin yerde fotoğraf çekebiliyor istediğin kişi ile görüntülü konuşabiliyorsun. Bir zamanlar bir fotoğraf makinası ki o da dijital değil alabilmek için babamıza yalvarıyorduk. Şimdi o kadar ucuz ki alan satan yok. Doyuma ulaşmak buna derler. Hala az şükrediyorum.

                        Hele yediklerimiz içtiklerimiz. Her şeyden bol ve biz bol bol tüketiyoruz. Hala şükretmez miyiz? Kitaplar alabiliyorum önceleri bu kadar çok kitap mağazaları giyim mağazalar alışveriş mağazaları yoktu.şimdi kitaplar ucuz elbiseler ucuz. bol bol yazıp okuyabiliyorum. Bunlarda da doyuma ulaştığımı söyleyebilirim ama hala şikayetler devam etmede. Bu kadar doyumdan sonra yönelip Allaha hamdetmek lazım. Biraz da dürüst şükreden insan olmak lazım. 

    Not: Bu yazı yazıldığında (2013) her şey ucuzdu. Şimdi bir haller oldu.