Yazar: efecity

  • 18.yüzyıl İspanya’sında Kadınların Eğitimi Üzerine Tartışma

    18.yüzyıl İspanya’sında kadınların eğitimi üzerine tartışma

    18.yüzyılın eğitim ve pedagojiye olan coşkusu , hem Avrupa’da, özellikle Fransa’da, hem de İspanya’da iyi bilinmektedir. Kadınların eğitimi o dönemde güncel bir konu haline geldi. Hem soylular hem de burjuvazi onların eğitimine ilgi duyuyordu, ancak sonuçlar yavaş yavaş ortaya çıkıyordu.

      Soylu veya çok varlıklı ailelerin kızları manastırlarda eğitim görüyordu; bunlardan sadece çok sınırlı sayıda (Burgos’taki Huelgas Reales veya Madrid’deki Visitación gibi) modern dilleri de içeren çeşitli bir müfredat sunuyordu. Bu gerçekliğe karşı, laik kurumlar kuruldu (özellikle 1767’de Cizvitlerin kovulmasından sonra), diğerleri ise sadece proje olarak kaldı: Pablo de Olavide, genç kadınların İspanyolca ve Fransızca dilbilgisi, coğrafya ve tarih, resim, müzik ve dans, yetenekleri varsa kozmoloji, şiir ve hitabet öğrenebilecekleri kolejlerin kurulmasını öngörmüştü . Bu proje, tıpkı 1780 civarında “Genç Kızlar İçin Seminer” kurulmasını öneren ancak hiçbir zaman hayata geçmeyen “Bask Ülkesi Ekonomi Derneği”nin projesi gibiydi.

    (daha…)
  • 19. yüzyılda Osmanlı’da Kız Çocuklarının Eğitim Sistemi

    19. yüzyılda Osmanlı eğitim sistemi, Osmanlı kurumlarını Batılılaştırmayı ve modernleştirmeyi amaçlayan reformların öncüsü olan bakanlar tarafından şekillendirildi. Fransız sisteminden esinlenerek oluşturulan bu sistem, Sadrazam Ali Paşa (1815-1871), Dışişleri Bakanı Fuat Paşa (1815-1869) ve Sadrazam Said Paşa’nın (1840-1914) desteğinden büyük ölçüde faydalandı.

    O dönemde, bu yeni kurumlarda çalışacak seçkinleri yetiştirmek için yeni, modern okulların kurulması şarttı.

    Hükümetin bu eğitim modelini Fransa’dan alması şaşırtıcı değil, çünkü eğitim sistemi genel olarak Fransız örneğine göre büyük ölçüde reforme edilmişti. Nitekim, III. Napolyon döneminde Milli Eğitim Bakanı olan Viktor Duruy, İstanbul’a gelmiş ve Sultan Abdülaziz’e (1861-1876) Osmanlı eğitimini reforme etme planını sunmuştu (Dupont 1989: 479).

    (daha…)
  • 19. yüzyılın maskeli festivali

    1800’lü yıllarda Fransa’da bireylerin ve halkın sanat eğlence edebiyat ve teknoloji alanlarında hangi düzeylerde olduğunu gösteren ciddi kaynaklar var.

    Opera Balı (Le Bal de l’Opéra), temelleri 18. yüzyılın başlarında Fransa’da atılan, Paris toplum hayatının en görkemli, en gizemli ve zaman zaman da en çılgın eğlence geleneğidir.

    Maskelerin Ardındaki Eşitlik

    Opera Balı’nın en önemli özelliği maskeli olmasıydı. Kadınlar genellikle “domino” adı verilen, vücut hatlarını tamamen örten pelerinli bir maske takarlardı. Bu sayede bir soylu ile bir işçi, bir prenses ile bir tezgahtar kimliğini gizleyerek yan yana gelebilirdi. Bu “pinhan” (saklı) kalma durumu, baloya muazzam bir gizem katıyordu.

    (daha…)
  • Sözcüklerin Gücü ve Türkçenin Evrensel Yürüyüşü

    Yazar: Özcan ATAR

    Rıza Tevfik, bundan bir asır evvel kaleme aldığı satırlarında Türkçenin ruhunu adeta bir teşhis masasına yatırmış; ancak ne hazindir ki teşhisi koyarken Batı’nın elindeki neşteri kendi dilinin bağrına biraz insafsızca saplamıştır. Tevfik, o günkü karamsar tablosunda şöyle diyordu:

    (daha…)